8 yıl öncesine kadar Türk kanını taşıyan bu millet yaradılışında var olan sahip çıkma güdüsünden vazgeçememişti. Tarihine iyisiyle kötüsüyle sahip çıktı. Lideri M.Kemal Atatürk’e,onun ilke ve inkılaplarına,silah arkadaşlarına,yoluna,izine,var oluşuna sahip çıktı. Her bir sözünü altın saydı. Kendine rehber bildi. Geleneklerini,göreneklerini,törelerini,alışkanlıklarını unutamadı. Kıtaları eline aldı değişmedi,padişahlar,hanedanlar değiştirdi değişmedi,ne savaşlardan geçti,ne kötü günler geçirdi değişmedi. Fakat önümüze öyle bir dönem açıldı ki Atatürk’ün gençliğe hitabesini tekrar okuduğumuzda ulu önder’in ileri görüşlülüğüne hayran kalıyoruz. Hitabesini günümüzde kullanılmayan kelimelerden arındırıp tekrar okuduğumuzda şaşkınlığımız artıyor. Dikkatle okumanızı talep ediyorum. Şöyle diyor hitabesinde Ata’m:
’’Ey Türk Gençliği!
Birinci GÖREVİN; Türk bağımsızlığını, Türk Cumhuriyetini, ebediyen
korumak ve savunmaktır.
Varlığının ve geleceğinin biricik temeli budur. Bu temel, senin, en kıymetli hazinendir. Gelecekte bile, seni, bu hazineden, mahrum etmek isteyecek, iç ve dış düşmanların olacaktır. Bir gün, bağımsızlık ve cumhuriyeti savunmak zorunda kalırsan, göreve atılmak için, içinde bulunacağın durumun olanaklarını ve koşullarını
düşünmeyeceksin! Bu olanaklar ve koşullar, hiç müsait olmayan bir durumda kendini gösterebilir. Bağımsızlık ve cumhuriyetini yıkmak isteyecek düşmanlar, dünya tarihinde benzeri görülmemiş bir galibiyet elde edebilirler. Zorla ve hile yapılarak kutsal vatanın, bütün temel devlet kurumları teslim alınmış (Siyasi hedef) , bütün temel ekonomik işletmeleri ele geçirilmiş (Ekonomik hedef) , bütün orduları terhis edilip dağıtılmış (Askeri hedef) ve yurdun her köşesi tamamen işgal edilmiş olabilir. Bütün bu koşullardan daha acıklı ve korkunç olmak üzere, ülkede, iktidara sahip olan hükümet ve devlet adamları gaflet ve sapkınlık ve hatta ihanet içinde olabilirler. Hatta bu iktidar sahipleri kişisel çıkarlarını, işgalcilerin siyasi amaçlarıyla birleştirerek düşmanla işbirliği yapabilirler. Millet, yoksulluk ve sıkıntı içinde ezik ve bitkin düşmüş olabilir.
Ey Türk geleceğinin evladı!
İşte, bu durum ve koşullar içinde bile görevin, Türk bağımsızlığını ve
Cumhuriyetini kurtarmaktır! Muhtaç olduğun güç, damarlarındaki asil kanda bulunmaktadır! ‘’